Hava Durumu

#Yiğit Medya

Haberyazilimi - Yiğit Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yiğit Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Psikolojik Danışman Meryem Öztaş'tan Yapay Zeka Uyarıları Haber

Psikolojik Danışman Meryem Öztaş'tan Yapay Zeka Uyarıları

Psikolojik Danışman Meryem Öztaş ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda; "robot terapistler" ve algoritmaların Şema Terapi’nin temel taşlarını ikame edip edemeyeceğini masaya yatırdık. Öztaş, yapay zekanın destekleyici bir araç olabileceğini ancak "incinmiş bir çocuğun" ruhuna dokunacak biyolojik ve ilişkisel derinliğe sahip olmadığını vurguladı. "Bağlanma Deneyimi Algoritmayla İnşa Edilemez" Röportajda Şema Terapi’nin kalbi olan "yeniden ebeveynlik" (re-parenting) sürecine değinen Meryem Öztaş, terapötik bağın sadece doğru kelimelerden ibaret olmadığını belirtti. Öztaş, "Algoritmalar empatik dili taklit edebilir ancak bedensel eş-regülasyon ve gerçek bir öznel varlıkla kurulan ilişkisel deneyim biyolojik bir düzeydir. Yapay zeka, destekleyici bir geçiş alanı sunsa da gerçek bir bağlanma deneyimini yeniden inşa edemez" dedi. İnsani Sezgi mi, Örüntü Tanıma mı? Yapay zekanın danışanlardaki "incinmiş çocuk" modunu fark edip edemeyeceğine dair sorularımızı yanıtlayan Öztaş, dijital zekanın sınırlarını şu sözlerle çizdi: "Yapay zeka metindeki dil örüntülerini analiz ederek güçlü tahminler üretebilir. Ancak bu, sezgisel bir fark ediş değil, olasılık temelli bir hesaplamadır. İnsan terapist ise sadece kelimeleri değil, odadaki ilişkisel atmosferi ve o anki anlık duygusal kırılmayı algılar. Yapay zekada derinlik ve bağlamsal hassasiyet sınırlıdır." "Cezalandırıcı Ebeveyn" Şeması ve Etik Sorumluluk Kriz anlarında makinelere güvenmenin riskli olduğunu ifade eden Öztaş, algoritmaların etik sorumluluk alamayacağının altını çizdi. İntihar eğilimi veya akut travmalarda sadece protokollerin yeterli olmadığını savunan uzman, "Cezalandırıcı ebeveyn şeması tetiklenen bir danışana karşı makine yumuşatıcı bir dil kullanabilir ama gerçek bir koruyucu duruşun ilişkisel ağırlığını taşıyamaz. Güvenlik, karar verebilen bir klinisyeni gerektirir" ifadelerini kullandı. Yapay Zeka Yeni Bir Bağımlılık mı Yaratıyor? Terapinin nihai amacının "sağlıklı yetişkin" modunu güçlendirmek olduğunu hatırlatan Meryem Öztaş, yapay zekanın danışanı özgürleştirmek yerine ona bağımlı hale getirebileceği uyarısında bulundu. Öztaş'a göre, her duygusal dalgalanmada bir algoritmaya danışmak, içsel regülasyon yerine dışsal bir bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca, yapay zekanın sunduğu "risksiz ve kusursuz" onaylanma halinin, bireyin gerçek hayattaki sabır ve yüzleşme kaslarını zayıflatabileceğine dikkat çekti. Dijital Terapi ve Gizlilik Kuşkusu Veri madenciliğinin "kuşkuculuk ve kötüye kullanılma" şeması olan bireyler üzerindeki etkisini değerlendiren Öztaş, mahrem verilerin dijital bir objeye dönüşmesinin terapi güvenini kökten sarsabileceğini belirtti. Ayrıca, "robot terapistlerin" sosyal izolasyon şemasına sahip kişileri steril ama yapay bir konfor alanına hapsederek, gerçek dünyadan daha da koparabileceği uyarısını yaptı. Kültürel Körlük ve Duygusal Hasar Riski Ruh sağlığında "normal" kavramının kültüre göre değiştiğini hatırlatan Meryem Öztaş, röportajı şu önemli saptamayla tamamladı: "Yapay zekanın sunduğu standart paket çözümler, yerel değerleri ve kolektif travmaları ıskalayabilir. Kültürel körlük, özellikle travma öyküsü olan bireylerde yeni duygusal hasarlar yaratma riski taşır. Yapay zeka, bir 'geçici destek' olarak konumlandırılmalı, insan ruhunun yerine geçen bir merci olarak görülmemelidir." Analiz: Geleceğin Terapi Odasında Kim Oturacak? Bu röportaj, teknolojinin hızıyla insanın kadim ruhsal ihtiyaçları arasındaki çatışmayı gözler önüne seriyor. Meryem Öztaş’ın sunduğu perspektif, dijitalleşen dünyada "insan kalabilmenin" ve gerçek bir bağ kurabilmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem SÖNMEZOĞLU

Medya Grubumuz Moonday Yatçılık Ev Sahipliğinde Fuarın Nabzını Tuttu Haber

Medya Grubumuz Moonday Yatçılık Ev Sahipliğinde Fuarın Nabzını Tuttu

Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) tarafından organize edilen ve ED Fuarcılık stratejik partnerliği ile gerçekleştirilen Türkiye’nin bu en büyük tekne organizasyonu, açıldığı ilk günden itibaren ziyaretçi akınına uğradı. Medya Grubumuz olarak, sektörün yarım asrı deviren köklü çınarı Moonday-Armadora Yatçılık’ın özel misafiri olarak katıldığımız fuarda, Türk denizciliğinin küresel ölçekteki gövde gösterisine bizzat şahitlik ettik. Fuar alanında yer alan 225 katılımcı firmanın yarattığı dev ekosistem, motoryatlardan yelkenlilere, katamaranlardan en yeni nesil deniz motorlarına kadar geniş bir yelpazeyi ziyaretçilerin beğenisine sunarken, Moonday Yatçılık standı fuarın en çok ilgi gören ve ziyaretçi trafiğinin en yoğun olduğu merkezlerden biri haline geldi. Türkiye’nin Her Köşesinden Gelen Deniz Sevdalıları Yeşilköy’de Buluştu İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen bu dev organizasyon, sadece İstanbul sakinlerini değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce deniz tutkununu ağırlayarak adeta ulusal bir zirveye dönüştü. Medya Grubumuz ekibi olarak fuar alanında yaptığımız gözlemlerde; İzmir, Antalya, Bursa, Muğla ve Ankara başta olmak üzere Anadolu’nun pek çok şehrinden ziyaretçilerin fuara özel turlar ve bireysel ziyaretlerle katıldığını tespit ettik. Binlerce katılımcının yarattığı bu yoğun ilgi, Türk denizcilik kültürünün son yıllarda ne kadar büyük bir ivme kazandığını ve yerli üretime olan güvenin ne denli arttığını kanıtlar nitelikteydi. Özellikle hafta sonu itibarıyla rekor seviyelere ulaşan ziyaretçi sayıları, sektör paydaşlarını memnun ederken, Moonday Yatçılık standında kurulan samimi diyaloglar ve profesyonel sunumlar fuarın en dikkat çekici detayları arasında yer aldı. Ziyaretçiler, sadece yeni modelleri incelemekle kalmayıp, Türk mühendisliğinin ulaştığı son teknolojik gelişmeleri de yakından tanıma fırsatı buldular. Gökhan Kurt ve Moonday Vizyonuyla Türk Mühendisliğinin Gücü Moonday-Armadora Yatçılık’ın vizyoner ismi Gökhan Kurt, Medya Grubu’muza yaptığı özel açıklamalarda fuarın gidişatından duyduğu büyük heyecanı dile getirdi. 1956 yılında Haliç’te başlayan ve 1986’dan bu yana Tuzla’daki modern tesislerinde dünya standartlarında devam eden üretim serüvenlerini fuar ziyaretçileriyle paylaşmaktan onur duyduklarını belirten Kurt, Moonday ve Armadora markalarının Türk denizciliğinin uluslararası arenadaki vitrini olduğunu vurguladı. Fuarın keyifle ve yüksek bir enerjiyle devam ettiğini ifade eden Gökhan Kurt, yerli ve yabancı tüm katılımcılara Türk mühendisliğinin ne kadar büyük bir titizlikle ve estetikle üretim yapabildiğini en güzel şekilde temsil ettiklerini söyledi. Üç kuşaktır süregelen bu aile mirasını inovasyonla harmanladıklarını kaydeden Kurt, Türk bayrağını dünya denizlerinde en güvenli ve en şık teknelerle dalgalandırma hedeflerine bu fuar vesilesiyle bir adım daha yaklaştıklarını belirtti. Yiğit Medya Grubu olarak yerinde takip ettiğimiz bu organizasyon, 28 Şubat tarihine kadar denizseverleri ağırlamaya ve Türk denizcilik sektörünün gücünü dünyaya ilan etmeye devam edecek. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem SÖNMEZOĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.